Архив сайта
Декабрь 2017 (10)
Ноябрь 2017 (1)
Октябрь 2017 (11)
Сентябрь 2017 (27)
Август 2017 (45)
Июль 2017 (42)
Календарь
«    Декабрь 2017    »
ПнВтСрЧтПтСбВс
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
ГОЛОСОВАНИЕ НА САЙТЕ
Какая страна, на Ваш взгляд, примет больше беженцев-черкесов из Сирии?
Российская Федерация
Соединенные Штаты Америки
Ни та, ни другая
СМС-помощь


Аслан Шаззо на сервере Стихи.ру

Muhammed Çerkes’ten Karaçay Çerkes Parlamentosuna Açık Mektup



Yerel yöneticilerin demeç ve söylemeleri ile özellikle resmi niteliklerdeki, yönetimin kendini cumhuriyetin kamuoyu önünde temize çıkartmaya çalışan açıklamalarına da bir ilke olarak, tepki göstermemeye dikkat ediyorum.

Bu tip cafcaflı açıklamalar, son iki yıl içerisinde, cumhuriyette yaşayan şahısların, yaşamın her alanında yönetimin icraatlarını ayan-beyan görüp değerlendirebildiği dönemde başladı.

Karaçay Çerkes Cumhuriyeti

Ulusal Kurultayı (Parlamento) Başkanı

A. İ. İvanov’a

KÇC Parlamentosu Prezidyumu.

24 Haziran 2010

Çerkesk Kenti


Açık Mektup

Yerel yöneticilerin demeç ve söylemeleri ile özellikle resmi niteliklerdeki, yönetimin kendini cumhuriyetin kamuoyu önünde temize çıkartmaya çalışan açıklamalarına da bir ilke olarak, tepki göstermemeye dikkat ediyorum. Bu tip cafcaflı açıklamalar, son iki yıl içerisinde, cumhuriyette yaşayan şahısların, yaşamın her alanında yönetimin icraatlarını ayan-beyan görüp değerlendirebildiği dönemde başladı.

Herkes, gizlisi saklısı olmayan bir şekilde, son yirmi yıl içerisinde Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti yönetiminin sıradan vatandaş için çalışmadığını görüyor. İşte bu yüzden de hayal kırıklığına uğramış insanlar seçimlerin adiliyetine inanmıyor, hak ve demokrasi konularının Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde sadece deklare edilmiş olarak var olduğuna inanıyorlar.

Yönetim yüzsüzce her yerleşim biriminde halkın haklarını, yerel yönetimsel kaynaklarını kullanarak her defasında kendi kendini seçmekte. Karaçay-Çerkes’de sizlerin kim olduğunu kimse bilmiyor, Seçim öncesi partilerin hazırladıkları milletvekili adaylarının listelere nasıl girdiklerini, bu listelere girmesi gerekli veya gereksiz görülen kişilerin hangi kıstaslarla belirlendiğini, hatta milletvekili adayları ve milletvekilleri arasında azımsanmayacak sayıda karanlık şahısların nasıl yer alabildiğini bilmiyor.

Gerçekten seçimler biçimsel olarak yerine getiriliyor. Yönetim sadece kendisinden olanları düşünüyor, sadece kendisi ve kendi klanları için varlığını sürdürüyor. Kanunların kökten ihlal edilmesi başka türlü nasıl açıklanabilir. KÇC yürütme organının, hiç kimseden utanmadan-çekinmeden alenen, Cumhuriyetin yasama organı kadrolarını biçimlendirmesi doğrumu? Yoksa yönetimin dallarını oluşturan bu organların birbirlerinden kesinlikle bağımsız olması gerekmiyor mu? Zira aslında demokrasi bu temel prensip üzerinde inşa edilmekte.

Böylesi bir işleyişle hatırı sayılır miktardaki milletvekilleri kendi seçmenlerinin değil direkt veya endirekt olarak KÇC yönetiminin denetimi, kontrolü altında yer alıyorlar. Bu yüzden, sizin KÇC Parlamentosu prezidyumunda “çok uluslu halkımızın yararlarını gözetmek ve onların iradesine sunmak” şeklinde acıklı bir şekilde dile getirdiğiniz sözler anlamsızlaşıyor.

Eğer çokuluslu Karaçay-Çerkes halkından bahsedilecekse KÇC parlamentosuna hatırlatmak istiyorum; 1990 yılında Stavropol eyaletinden ayrılındığında; sizin önünüze, yönetimin yasama organı gür sesle “Cumhuriyette yaşayan tüm halkların Yüksek Sovyette seçimlerde eşitlik (paritet) ilkesi ile hareket edeceği”ni açıklamıştı.

KÇC’nin bu bağlamda anayasası paritet ilkesi, kadrolar ve benzeri birçok konuda verilen taahhütler ile halkların eşitliğini sağlamak üzere oluşturulacaktı. Yine burada da önceden yapılan güven esasına dayalı anlaşmalara ters olarak, bu çok önemli iki husus cumhuriyetin temel kanunları içerisinde yer almadı.

Böylesi garip, düşünülmüş-planlanmış yanlışlık, yavaş yavaş işleyen bir bomba haline geldi. Günümüzde ulusların arasındaki karşılıklı güvensizlik, yönetimin paritet ilkesi dışı kadrolaşmaları desteklemesi istikrarsızlığın doğmasına sebep oluyor.

Parlamento o zamanlar var olan milletvekillerinin vaat ettikleri şeyleri bu gün yerine getirse belki de Çerkesler sakinleşir ve kanunsuzca (!) kendileri için otonomi oluşturma isteklerinden vazgeçerler.

Yıllar geçiyor. Nasıl olur, yıllarca yukarıda sözü edilen normlar, 20 yıldır seçilenler tarafından değilde sadece halk tarafından dile getiriliyor. Adaletperverlik adına cevap verilmesi gerekiyor son zamanlarda KÇC’nin diğer halkları da bu mücadelede rol oynamaya başladılar, mesela ‘Rus’ gazetesinin son sayısında bu konu kuvvetle doğrulanıyor, destekleniyor.

Düşünmeye devam edelim, Çerkes Ulusunun “ayrılıkçı” nitelikler taşıyan istemleri diye isimlendirilen, hareketinden de bahsedelim.

Unutanlar için hatırlatalım; Çerkesler söylenenlerin aksine KÇC sınırları içerisinde yaşayan diğer halkların çıkarlarını her zaman göz önüne almışlardır.

23 Kasım 2008 tarihinde KÇC’nde Çerkes ulusunun gerçekleştirdiği olağanüstü kongrede KÇC’nde yaşayan halkların çıkarlarını gözetmek üzere federal yetkililerinde katılımı ile üç karma ortak komisyon kurulması önerilmişti.

Birinci komisyon KÇC’nde yaşayan halklar arasında barış veya başka bir deyişle etnopolitik stabilizasyonun temini için bilimsel metotlarla ve temel prensiplerin temini üzerine çalışacaktı.

İkinci komisyon ise cumhuriyetteki tüm halkların etnik ve hukuksal haklarını gözeterek, eşitlik üzerine gereken hukuki belgelerin düzenlenmesi üzerine çalışacaktı.

Üçüncü komisyonun görevi ise yolsuzluklar üzerine çalışmak olacaktı.

Çerkesler tarafından yapılan bütün bu çalışmalarda KÇC bütünlüğünü korumaya yönelik nitelikleri vardı. Fakat yönetim yine bir kez bu çalışmalara kulaklarını tıkamıştı.

Halkın iradesini göstermesi için önemi az olmayan başka bir faktörde 1992 yılındaki referandum idi. Bu referandum hatırlatacak olursak Karaçay halkının büyük çoğunluğu ve yerel Kazak örgütlenmesi tarafından görmezden gelindi. Buna bağlı olarak bu uygulamanın yasallığı bu gün bile büyük şüphe altındadır.

Bu uygulamanın yasadışı olduğuna dair diğer argümanlar ise:

Birinci olarak; referandumun gerçekleştirildiği tarihlerde Rusya’da referandum ile alakalı kanun yoktu.

İkinci olarak; Referandumda sorulan soruya “hayır” diye cevap vermek mümkün değildi. Böyle cevap verildiğinde Karaçay halkının itibarının iadesine karşı çıkmak anlamına gelirdi.

Üçüncü olarak; tek bir bülten üzerinde iki sorunun yer alması doğru değildi.

Ve sonuncu olarak ‘KÇSSC 28 Mart 1992 yılında yapılan referandumda’ Zelençuk rayonunun %71 kadarı aleyhte oy kullanmıştı. Karaçay, Malokaraçay rayonlarının büyük çoğunluğunda sandıklar açılmamış çünkü seçim sandıkları bile kurulmamıştı. Nitekim zaten daha sonra bazı rayon yöneticileri ve Karaçay kenti yöneticisi görevlerinden alınmıştı.

Bu dönemde şimdi ayrılıkçılıkla suçlanan Çerkeslerin yaşadığı Habez ve Adıge hable rayonlarında % 96-98 oranlarında referandum sonucu “evet” olarak çıkmıştı. Evet, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin birliği ve bölünmemesi için, günümüzde yüksek sesle korunduğu söylenen halklar arasındaki sevgi ve barışın korunması için evet demişlerdi.

Sorumluluğu üzerimde olmak üzere bu gün ilan ediyorum ki 1992 yılında yapılan referandum ile Abazin, Nogay, Rus ve Çerkes halkları kendilerine sorulan halkların haklarının eşitliği üzerine olan soru ile kandırılmışlardır.

İtibarın iadesi kanunu üzerine ise; 20 yıl boyunca, sürülen Kazaklar unutularak sadece Karaçaylar bu haktan faydalanmışlardır, Kazaklar neden unutuluyor? Şaşılacak biçimde günümüzde de, yirmi yıl öncesinde de olduğu gibi iddia ediliyor ki ülkemizde Rusça dilli halkın ülkeyi terk etmesi gibi bir sorun yok, kadrolarda etnik ayrıcalık güdülmesi gibi bir sorun yok.

“…Cumhuriyeti bölmenin hukuksal dayanağı yok” söylemine değinecek olursak; Rusya anayasasına dikkatinizi çekmek istiyorum; 5. Madde 3. paragraf “Rusya halklarının kendi kaderlerini tayin hakkında hak eşitlikleri vardır”, ve 65. madde 2 - “Rusya Federasyonunda yeni subjekt oluşturulması, düzenlenmesi hakkındaki usul Federal anayasa kanunları ile düzenlenir.”

Ve şimdi size sormak istiyorum – sizin, iktidardakilerin, nasıl bir hukuki dayanağınız var? Siz etrafınızda olanları, sizin etrafınızda çevrilen dümenleri görmek, duymak istemiyor musunuz? Her gün işsizlik artmakta, ekonomik-sosyal durum kötüye gitmiyorsa da hiç iyileşmiyor. Suç oranı artıyor. Hiç kimseden korkmadan insanlar alenen öldürülüyor. Organize suçlar, bu bağlamda çok sayıda siparişle işlenen cinayetler, politik ve manevi (dini) liderlerin cinayetleri aydınlatılmış değil. Etnik anlaşmazlıklar hakkında konuşmaya bile gerek yok. KÇC Anayasası madde 2, 9. paragrafında sanki “ Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nin baş amacı… Her ferdin insani değerlere vakıf yaşamını, toplum içerisinde medeni barış ve anlaşmayı, halkın tarihi ve kültürel değerlerinin, miraslarının, etnik özgünlüklerinin korunmasıdır” hiç denilmiyor.

Son replik ise, prezidyum tarafından parlamentoda dile getirilen: " Çok uluslu Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde, uzlaşı üzerine, dinamik sosyal-ekonomik konulardaki gelişimi konusunda.... Tehdit içeren her türlü enlemi şiddetle, kınıyoruz.”

Hangi dinamik gelişim? Belkid e KÇC prezidyumu üyeleri yönlerini şaşırdılar? 1994 yılından itibaren Cumhuriyet yöneticileri adına, hiç durmadan, halka sosyo-ekonomik gelişimlerin, atakların dinamiği üzerine masallar anlatılmakta.

Evet, kendinize gelin! Stavropol Krayına bağlı olunan dönem içerisinde Rusya’nın ilk 10 regionu içerisine girdiğimiz dönemler çok ta uzak bir geçmişte kalmış değil. Günümüz istatistikleri ise başka şeyler söylüyor.

Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, özelleştirmenin ardından günümüzde Rusya Federasyonu’nun en geri 10 regionu içerisinde yer alıyor.

Halkın kandırılması, olayların sadece bir taraftan gösterilmesi, Anayasaca taahhüt edilen fertlerin özgür olarak düşüncülerini basın organlarında bildirmelerinin engellenmesi, bütün bunlar yönetime olan güvenin ortadan kalkmasına sebep oluyor.

Yukarıda söylediklerimizden çıkartılacak sonuç ise – Rusya devletinin esaslarının Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde ihlalini Çerkesler değil tamamen başkaları gerçekleştiriyor.

Bu başkaları cumhuriyette erki ve yönetimi ele geçirmiş durumdalar. Problem olan şey ise bunlar davranışları ile sadece kendi kredilerini değil devleti de bitirdiklerinin farkında değiller. Yerel yönetimin yargılanmayan kanun dışı icraatları sadece bölgesel anlamda değil federal yönetime olan güveninde ortadan kalkmasına sebep olmakta.

Ne yazık ki onlarca yıldır Moskova Karaçay-Çerkes’te, farklı farklı halkların yaşadığı en küçük bölgelerden olan cumhuriyette yapılanlar için bu problemlerin kesin çözümü için ayıracak vakit bulamıyor.

Geriye kalan tek umut, daha önceleri Moskova’ya sesimizi duyuramazken şimdi yakınlarımızda Esentuk’ta bulunan KKFB yönetimine ulaşmamız çok daha mümkün ve hızlı olabileceği umudu.

Çerkes Ulusu Olağanüstü Kongresi Başkanı

М. H. Çerkes

Kaynak: Elot.ru

Çeviri: Açumıj Hilmi

Cherkessia.net

Опубликовал administrator, 3-07-2010, 17:15. Просмотров: 782
Другие новости по теме: