Архив сайта
Декабрь 2017 (30)
Ноябрь 2017 (13)
Октябрь 2017 (21)
Сентябрь 2017 (28)
Август 2017 (45)
Июль 2017 (42)
Календарь
«    Январь 2018    »
ПнВтСрЧтПтСбВс
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 
ГОЛОСОВАНИЕ НА САЙТЕ
Какая страна, на Ваш взгляд, примет больше беженцев-черкесов из Сирии?
Российская Федерация
Соединенные Штаты Америки
Ни та, ни другая
СМС-помощь


Аслан Шаззо на сервере Стихи.ру


Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde 13 Ekim 2005 tarihinde militanlar tarafından cumhuriyetin güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırının ardından pek çok toplumsal örgüt çalışanları, politikacılar, gazeteciler ve yönetimi temsil eden kişiler benzeri bir silahlı muhalefetin geleceği olmadığını varsaydılar.

“… birincil adım olarak yapılması gereken özgürce bütün uluslar arasında mütalaaya hazır olmak …”

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde 13 Ekim 2005 tarihinde militanlar tarafından cumhuriyetin güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırının ardından pek çok toplumsal örgüt çalışanları, politikacılar, gazeteciler ve yönetimi temsil eden kişiler benzeri bir silahlı muhalefetin geleceği olmadığını varsaydılar. Onlar, içten ve gönülden; Kabardey-Balkar’da radikal İslam projelerinin gerçekleşmesini sağlayabilecek ne kültürel, ne tarihsel kökene sahip bir zeminin olmadığına emindiler. Gerçekleşen olayların ise sadece ‘Koko’ politikalarının rejiminin sonunda gerçekleştirilen, felakete yol açıcı bir trajik karşı duruş olduğu şeklindeydi ve demokratik gelişmeler ile durumun kendi-kendini değiştireceği yönünde bir görüş oluşmuştu.

Ancak, bugün Cumhuriyette gelişen olaylar şahitlik ediyorlar ki; yönetim organlarının daha saydam ve açıklaşmış olmasına rağmen inançlı Müslümanlara karşı yapılan insan hakları ihlalleri de yığınsal bir karakter kazandı, gelişmeler reel olarak normalizasyona dönüşmedi. Hatta tam tersine güvenlik güçleri mensuplarına yönelik cinayetler, patlamalar artık güncel yaşamımız içerisinde yer almaya başladı.

Son zamanlarda toplumumuzun farklı farklı organizasyonlarında ve Kabardey-Balkar Cumhuriyeti yönetim organlarının bazı strukturlarında; Terörizme karşı herşeyi kapsayan düşünülmüş sistemsel düzenlemelerin, kanun ve haklara dayanan bir yapıya dönüştürülmediğinde vatandaşlarımızın can güvenliklerine yönelik tehditlerin gün be gün kuvvetleneceği yönünde bir kabullenme durumu söz konusu.

Bu bağlamda içerisinde bulunduğumuz durumun her yönü ile herkesle açık ve dürüst bir şekilde objektif bir analize kavuşturulması gerekiyor.

Ben, öncelikli olarak gelişmelerin, olayın gerçek boyutu ve şeklinin, niteliğinin kabul edilerek, problemin ortaya konulması gerektiğini düşünüyorum. Problem benim bakış açıma göre; “bizim bölgemizde silahlı profesyonel bir yeraltı teşkilatı oluştuğu” saptamasını kabul etmekten ibaret. Elbette ki, bu yapı, patlayıcılar düzenleyebilecek materyalleri ve silahları temin eden bir kanala ve bunların hazırlanacağı mekanlara sahip.

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti temsilcileri ve güvenlik organları görevlilerince, uzmanlarca, yakın bir geçmişe kadar emin olunan (varsayılan) şey; yeraltı örgütlerinin başarılı eylemler yapmasının altında yüksek eğitime sahip karizmatik nitelikleri olan Anzor Astemir ve Musa Mukojev liderliğinde iyi organize edilmiş derinden gizlenmiş bir yapının var olduğuydu. Yeraltı kısmının ise kötü organize olduğu yönünde idi. Oysaki tam tersine yeraltı örgütlenmesi iyi organize olmuş ve direkt olarak liderlerinin kişiliklerine bağlı bir nitelikte değilmiş, buna Astemirov ve Mokojevanın ölmesi ardından terörist eylemlerin azalmaması hatta aksine düzenli olarak artması şahitlik ediyor.

Güvenlik kuvvetlerinin açıklamaları ve basında çıkan haberler, yeraltı örgütlenmesinin artık kendi kendini finanse edecek yerel işadamları ve bazı yönetim temsilcileri arasında yol bulduğu yönünde. Mesela savaşçılara para ödemeyi kabul etmeyen bir işadamının kendi bahçesinde öldürülmesi gibi olaylar bize gösteriyor ki her türlü komplo teorileri ve “Rusya’nın uzlaşmaz nalet düşmanları” dış mihraklara dayanan söylemler, gerçek bir kökene bağlı değiller veya etkin rol oynayabilecek mahiyette değiller.

Pek çok fakt ve belirtiler gösteriyor ki radikal İslamist grupların yandaş ve sempatizanları 18 ile 24 yaş arası grupta yer almakta. Bunun yanı sıra nüfusun büyük çoğunluğu silahlı yeraltı yapılanmasına karşı sessiz kalıyor. Bu toplumun güvenlik güçlerine güvenmemesi, onlar tarafından kendi haklarına karşı hukuksal olmayan yaklaşımları, düşük yaşam standartları, ekonomik ve topraksal problemlerin çözümlenememesi, sosyal duyumsamazlıkları, yolsuzlukların başını alıp yürümesi ve bunların çözümünde yöneticilerin yetkin olabileceğine, durumun değiştirilebileceğine inanılmaması vb. geliyor.

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde her gün tırmanarak artan şiddet ve baskı içeren tüm olaylar iktidar mücadelesinde hiç bir metodu hor görmeyen, hiç bir moral değerini, ahlaksızlığı abes görmeyen bazılarınca karlı bulunan desteklenebilir nitelikte varsayıldığı yönünde dile getirilen söylemleri, demeçleri de tamamen yadsımakta mümkün değil. Fakat diğer taraftan Cumhuriyette olan olayları, büsbütün yanlış bir şekilde; komple teorilerine dayandırarak basit iktidar mücadelesi gibi göstermekte tamamıyla doğru değil.

13 Ekim 2005 tarihli olaylar arifesinde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde toplumsal-politik durumun analizini yapan, devlet kurumları dışındaki organizasyonlar, politik partiler ve cumhuriyet basını hiç bir şekilde Müslüman toplumunun içinde bulunduğu durum hakkında prossesin (gelişmelerin) üzerinde etki yapacak bir çalışmada bulunmadılar. Sözünü ettiğim şey; inananların haklarının kabaca ihlal edilmesi üzerine olan faktlar, fiziki baskı-takibat, işkenceler, kanunsuz tutuklamalar, camilerin kapatılması vd. güvenlik güçlerinin uygulamaları, cemaat içerisinde silahlı cihat propagandası yapan radikal kesimin pozisyonunu güçlendirmesine vesile oldu.

KBC yönetim organları 13 Ekim 2005 olaylarının ardından, bu trajik olaya yol açan sebepler üzerinde geniş kapsamlı ve objektif analizleri içeren pratik olarak hiç bir çaba göstermediler. Cumhuriyette dün ve bu gün olan olayların sebepleri üzerine, Müslüman toplumunun günümüzdeki durumu üzerine araştırma ve incelemeler yapılmıyor. Diğer toplumsal organizasyonlarda Ekim olayları ardından bağımsız toplumsal araştırma-inceleme irdeleme yönünde herhangi bir çaba göstermediler.

Bu dönem içerisinde verilen demeçlerin çoğunluğu, radyo, televizyon ve yazılı basında yayınlananlar tek bir bakış açısı ile taraflı bakış açısı ile yönetimin, güvenlik güçlerinin yaptıklarını destekleyen yöndeydi.

Özellikle ulusal toplum organizasyonları ve hatta Kabardey-Balkar Müslümanları Müftülüğünün de pozisyonları aynı yönde idi. Ekim trajedisi direk onların ilgi alanları ve çevreleri ile alakalı olmasına rağmen, onlar olayların sebepleri üzerine kendi organizasyonları tarafından bir kongre, konferans düzenlemek yerine, olan olaylar üzerine yüzeysel açıklamalarda bulunmakla yetindiler. Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde olan olaylar hakkında da bu organizasyonların daha önceki trajik olaylar ile alakalı tutumlarını bu gün de sergilediklerine şahit oluyoruz.

Gerek yurtdışı gerek yurt içi tecrübelerin ışığında biz biliyoruz ki terörizm ile mücadelede başarı sadece yerel nüfusun yeraltı örgütünü desteklemeyi bırakması ile mümkün oluyor. Bu amaca ulaşmak için terörle mücadele yöntemlerinin ilkesel olarak değiştirilmesi gerekiyor:

1. Tüm güvenlik güçleri ve istihbarat organlarının bütün hareketleri katı bir şekilde kanunlara uygun niteliklerde olmalı. Dünya ve yurtiçi tecrübeler gösteriyor ki, mahkeme kararı olmadan, kanunlara uymayan eylem-davranışlar yeraltı örgütünün pozisyonunu güçlendirmesine, saflarına yeni güçler katmalarına sebep oluyor.

2. Din ve vicdan özgürlükleri ile alakalı konularda tüm uluslararası, anayasal normlar ve federal kanunlar uygulanmalıdır.

3. Yönetim kurumlarının, güvenlik güçlerinin, istihbarat birimlerinin, sivil toplum kuruluşlarının terör karşıtı tavırları sıkı bir disiplin altına alınmalıdır. Güvenlik güçleri ve istihbarat birimleri kendi görev ve fonksiyonları dışında; sorunların politik, ideolojik ve teolojik yönleri üzerine kararlar vermeye çalışmamalıdır.

4. Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde terör tehdidi içeren komplike problemlerin analizi ve incelenmesi, irdelenmesi üzerine çalışmak için bir bağımsız toplumsal araştırma merkezi kurulmalıdır.

Sivil toplum kuruluşları, dini organizasyonlar, politik partiler, basın-yayın kuruluşları, manevi liderler, bilim ve sanat dalındaki elitler, KBC yönetsel organları arasında toplumsal birliktelik, çabaların birleştirilmemesi halinde söz konusu problemin çözümü için alınan kararların başarıya ulaşması düşünülemez.

Ve böylesi bir yaklaşım için ilk adım olarak; bütün sorunlar için açık, net özgür tartışma ortamı oluşturulmasıdır. Biz böylesi bir çaba gerçekleştirildiğinde şöylesi soruların tartışılması gerektiğini varsayıyoruz:

- Terör tehdidinin ve dine dayalı radikalizmin artmasına yol açan Sosyal, politik ve ekonomik sebepler;

- Geçen, 13 Ekim 2005 tarihli olayların sebepleri;

- 13 Ekim 2005 olayları ardından radikal İslam’a olan yönelişin artışındaki sebepler. Radikal ideoloji neden bir kısım genci cezbediyor?

- Ekstremist ve radikal ideolojinin yayılması karşısında izlenecek metotlar: propagandist, idolojik, bilimsel, dinbilimsel ve kültüroloji alanlarında;

- Ulusal toplumsal organizasyonların radikal akımlar karşısındaki profilaktiksel ve karşıdurumsal rolleri.

- Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde olan olaylar karşısında kaygı duyan Müslüman topluma ve yerel İslami din yönetimlerin rolü;

- Gençlik işlerinden sorumlu bakanlığın radikal ve ektremist gruplanmaların gençleri cezbetmesine engel olucu faaliyetleri;

Böylesi irdelemelerin yapılmasında kapılar, Rusya kanunlarına uygun bir çerçeve dahilinde, kendi hak ve hukuklarını koruma çabası içerisinde olan her türlü dini, milli, politik, sivil yapıya açık olmalıdır.

Valeri Hatajuko

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti İnsan Hakları Koruma Merkezi Başkanı

e-mail: adige@mail.ru , zapravakbr@mail.ru

Kaynak: Natpress

Çev: Açumıj Hilmi

Cherkessia.net

Опубликовал administrator, 25-07-2010, 17:28. Просмотров: 1076
Другие новости по теме: